Uncategorized

The Secret (?)

The Secret isimli kitap 2006 yılında, tüm dünyada büyük bir ün kazanmıştı. Bunun öncesinde ve sonrasında da benzer mesajları veren birçok kitap, dergi, film, şarkı da insanlar tarafından büyük ilgi görüyordu. Neydi mesaj “istersen ve inanırsan gerçekleşmeyecek şey yok”. Ve bir sürü örnek veriyorlardı çoğu “servet” kelimesi üzerine kurulmuş başarı hikayelerinden oluşan.

Lise ve sonrasında büyük motivasyon kaynağı olarak gördüğüm, faydalandığım bu kitap ve fikir akımlarını kesinlikle eleştirmiyorum. Gerçekten de bir şeyi başarmak için öncelikle inanmak gerekiyor. Fakat bir süre sonra bu inanırsan olur telkinleri, her inandığımız ve istediğimiz şeyin olacağını düşünmeye itiyor bizi. Son zamanlarda sıkça farketmeye başladım bunu kendimde. Hayat son 1 yıl içerisinde istediğim ve inandığım gibi gitmemeye başladı. Yaptığım planlar yolunda gitmiyor, tüm enerjimle istememe rağmen bazı şeyler olmuyordu. İnanırsan olur mottosuna canı gönülden inanan bir insan olarak bocalamaya başladım tabii. Enerjimin bittiğini, bende artık bir terslik olduğunu, şanssız olduğumu vs. düşünmeye başladım. Ama bir süre sonra farkettim ki her istediğimiz olsaydı hayatın ne süprizi kalırdı ki. Gerçek “sır” (the secret) da buydu belkide. Önemli olan istemek, elinden geleni yapmak ama olmuyorsa buna kabul verebilmekti.

Her şeyin yolunda gitmemesi, başarısız olmak, çok istediğimiz şeyleri elde edemezken bazı insanların o şeyleri hiç istemeden elde edebilmesi, yolumuzu kaybetmek bunların hepsi gayet normal. Bunun sonucunda ümitsizlik hissetmek, emeklerimizin boşa gittiğini düşünmek hayal kırıklığına uğramak ve zaman zaman mutsuz olmamız da normal. Biz insanız o da hayat sonuçta; %100’de yaşamak neredeyse imkansız.

Bu nedenle ,stediğimiz ve olacağına inandığımız bir şey uğruna hayat geçirmek, hayat amacımızı kaybetmek çok acı. Önemli olan istemediğimiz şeyler olduğunda, kötü şeyler başımıza geldiğinde geçiceğini bilerek, değiştiremeyeceğimiz şeylere kabul vererek yaşamak. İnandım, istedim, çabaladım olmadı diye  sorgulayıp, takılıp kalmamak. Hayat sebepsiz bir şey vermiyor ve aynı şekilde sebepsiz bir şey almıyor bunu unutmamak lazım.

Ve bence en büyük sır hayattan bazen istediğimizi almayı, bazen de onun verdiklerini istemeyi öğrenmek.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s