Uncategorized

Başka Dilde Aşk Olur Mu?

Başka Dilde Aşk Olur Mu?

Oluyor tabii ve gün geçtikçe daha çok insan kendini çok dilli, çok kültürlü ilişkiler içerisinde buluyor.

Hatta bazen başka dilde bir aşk yaşamak daha kolay bile geliyor.
Artık günlük hayatın klişesi haline gelmiş, canım, hayatım gibi laflardansa, başka dili konuşan sevgiliden, my love, my life gibi kelimeleri ya da onun anadilindeki aşk sözcüklerini duymak daha kolay titretiyor kalbimizin tellerini. Belki de kendimizi bir Hollywood filminin kahramanı gibi hissediyoruz. Sürekli bir seyirci gibi yaşadığımız aşkı dışardan izliyor, vay be diyoruz yazsam kitap olur.

Başka dilde aşk, daha dingin oluyor, daha az kavgalı, daha çok toleranslı. Kızacağınız bir şey söylediğinde anadiliniz kadar etki bırakmıyor, ben yanlış anlamışımdır diyorsunuz, dil farkı engel yaratmıştır. Onun kültüründe böyledir diyorsunuz ve hoş görüyorsunuz.

Başka dilde aşk daha uzun sürüyor belki de…

Bir insanı keşfetmeye, kültürel normlar, ön yargılar olmadan başlıyorsunuz. Kültürel kodlarını okuyamıyorsunuz. Bu şöyle bir ailedendir, böyledir gibi düşünceler uzun zaman gelmiyor aklınıza. Bütün dünyevi kimliklerini bir kenara bırakmış iki ruhun birleşmesi gibi görüyorsunuz. Dünyanın farklı yerlerinde doğup birbirini bulmuş mucizevi iki insan olarak görüyorsunuz kendinizi ve ilişkiyi yaşadığınız kişiyi. Hatta belki gerçekten norm ve önyargılardan arınmış bu aşk daha gerçek hissettiriyor. Belki bu yüzden başka dilde yaşadığınız bu aşkı diğerlerinden daha üstün, olduğundan daha büyük görüyorsunuz.

Başka dilde, başka ırktan, başka dünyadan bir insanla aşk daha heyecanlı oluyor tabii, her gün yeni bir şey öğretiyor, yeni bir şey öğreniyorsunuz. Onun dilinde yeni bir kelime öğrenmek bile zevk veriyor. Hatta onun ülkesinden başka bir yabancıyla karşılaştığınızda, çok büyük bir ortak noktanız var gibi hissediyorsunuz. Onun ülkesi, onun dili hayatınızın bir parçası oluyor. Başka dilde aşk başlı başına bir macera, bir okul oluyor yani. Çift vatandaşlığınız var gibi hissediyorsunuz, onun ülkesi sizin de ülkeniz nasıl olsa.

Ama başka dilde aşk bazen yarım hissettiriyor, bütün heyecanın ve hareketliliğin altında bazı şeyler eksik kalıyor, sığ kalıyor, tamamlanmış hissettirmiyor.
Cemal Süreyya’nın
“hicbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni”
dizelerini paylaşmak istiyorsunuz, tercüme etsenizde size dokunduğu gibi dokunmuyor onun yüreğine.
“Sesindeki huzuru kimse bilmesin kıskanırım” demiş Edip Cansever sevdiği kadına diye düşünüyorsun, my life, my love o andan itibaren içi boş, sahte kelimeler olarak gelmeye başlıyor kulağına.  Kendi dilinizden derin şeyler duymak istiyorsunuz. Ağladığınızda ya da üzüldüğünüzde sizi sizin dilinizde teselli etmesini istiyorsunuz.
Cem Yılmaz’a o da gülsün, bir zamanlar efsane olan Reha Muhtar’ı ve absürdlüklerini beraber hatırlayın, hababam sınıfını, inek şabanı bilsin, anlasın, çocukluklarınızda dinlediğiniz şarkılar, izlediğiniz filmler ortak olsun istiyorsunuz.  Yani aslında beraber bir gelecek düşlediğiniz insanla ortak bir tarihiniz olsun istiyorsunuz.
Başta güzel bulduğunuz, ilgini çeken her şey artık yetmiyor size.
Yetiştiğiniz toprakların derinliğini, inceliğini, gerçekliğini hissettiremiyor bir süre sonra başka dilde aşk. Sizi biraraya  getiren farklılıklar yavaş yavaş mesafeler yaratmaya başlıyor.

Nitekim, başka dilde aşk oluyor olmasına, ama birkaç mevsimlik oluyor, kolay geliyor, zor gidiyor.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s