Uncategorized

Yoksul Ruhların Nesli

Hep anlatıyor büyüklerimiz, onların neslinin nasıl zor zamanlarda yaşadığını, elektriğin olmadığını, istediklerini yiyemediklerini, istediklerini alamadıklarını, kıyafetlerine yama üzerine yama yapıldığını, oyuncak diye bir lüksün olmadığını, şimdiki nesille karşılaştırdıklarında ne kadar çok şeyden mahrum kaldıklarını. Sonra da 80 sonrasında doğan, kimilerinin yeni nesil, kimilerinin Y kuşağı diye bahsettiği bizim neslimizi doyumsuz olmakla, bunca şeye rağmen mutlu olamamakla suçluyorlar.

Çünkü onlar asıl yoksulluğu bizim ruhumuzun çektiğini göremiyorlar.

Evet, biz her istediğimizi yiyoruz, sizin adını bile bilmediğiniz meyvelerle büyüdük belki ama domatesin bir kokusu olduğunu bile bilmiyoruz, ne tadı var yediklerimizin ne de tuzu.

Elektriksiz yaşamak nasıl olur bizim hayal dünyamızın bile ötesinde ama bir gaz lambası etrafında oturup hikayeler anlatmanın keyfini tadamadık hiç.

Siz yokluğu bile paylaşırken bizim çeşit çeşit oyuncaklarımız oldu belki ama kendi kurduğumuz evciliklerle paylaşmayı öğrenemedik. Almanın değil vermenin keyfine varamadık hiç.

Kaloriferliydi evlerimiz üşümedik ama soğukta birbirimize sarılıp ısınmanın sıcaklığını da hissedemedik.

Çeşit çeşit kıyafetlerimiz var, yama ise sadece bir moda unsuru bizim için ama biz bayramdan önce yeni alınan ayakkabılara sarılarak uyumanın heyecanı nedir bilmiyoruz.

Teknoloji bizim devrimizde hızla gelişti, bir telefon kadar uzağız birbirimize ama özenle seçilen kağıdın üzerine, sevgiyle yazılmış bir mektup almanın mutluluğunu yaşayamadık.

Siz hep beraberdiniz, birdiniz, acılarınız da birdi, mutluluklarınız da; biz ise kendine değer ver mottosu altında hep kendimize yatırım yaparak; yalnızlaştırıldık.

Sizin zamanınızda şehir değiştirmek bile çok zor iken, biz ülkeler gördük, farklı ülke ve kıtalardan arkadaşlar edindik ama biz hiçbir yere ait olamadık, ait olmanın huzurunu yaşayamadık.

Siz top tüfek savaşların ardından harabelerin üzerine bir yaşam kurmak zorunda kaldınız belki; biz ise sürekli devam eden, topun tüfeğin saklı olduğu, kimin düşman olduğunu bilemediğimiz bir güvensizlik ortamında hayat kurmaya çalışıyoruz.

Sizin zamanınızda küçük mutluluklar vardı, huzur vardı, nerede o eski bayramlar diye andığınız bayramlar vardı. Biz huzursuz bir dünyanın, hırs dolu insanların ortasında bulduk kendimizi.

Özür dileriz, bütün sunduğunuz maddi olanaklara rağmen mutlu olamadık; çünkü bizim yokumuz olmadı hiç, ama ruhumuz hep yoksul kaldı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s